UlkuGulu.Hareket-Forum.Net
Ülkü Gülü Forum Sitesine Hoşgeldiniz

Sitemize üye olarak sizlerde paylaşım yapabilir, sitemizin sosyal faaliyetlerinden haber alabilirsiniz.

Üye iseniz Lütfen Üye Adınızla giriş yapınız

UlkuGulu.Hareket-Forum.Net

ÜLKÜGÜLÜ | UlkuGulu.com | facebook.com/UlkuGuluyuz
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ATATÜRK VE İSLAMİYET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
iSTiKLâL
BalaKurt
BalaKurt
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 45
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 19/05/19
Yaş Yaş : 98
Nerden Nerden : Türkiye
İş-Meslek İş-Meslek : *
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 08/05/09

MesajKonu: ATATÜRK VE İSLAMİYET   Çarş. 13 Mayıs 2009 - 22:32

ATATÜRK VE İSLAMİYET
“Asıl savaşımız şimdi başlıyor,bunun adı cehalettir.”


Mustafa Kemal ****** Büyük Nutuk sayfa 1241’de aynen şunları demiştir:“Efendiler.Allah birdir ve büyüktür.Kur’an bir kitab-ı Ekmeldir.Cenab-ı Peygamber Hatem-ül Enbiyadır.”


Mustafa Kemal ****** en büyük mücadeleyi Türk insanına İslamiyet’in öğretilmesi ve Türk insanının cehaletten kurtarılması noktasında vermiştir.
23.Şubat.1925 yılında Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı kurulun çabalarıyla Kur’an ve meali basımı için T.B.M.M’nden karar alınmıştır.
******,Kur’an-ı Kerim’in Türkçe’ye çevrilmesini düşünüyor ve böylece Yüce Kitabımızın daha iyi anlaşılacağına inanıyordu.
Ve bu sebeple devrin en önemli din alimlerinin bu konudaki görüşlerine başvurmuştur.
İlk önce yaptığı diğer dillerdeki çevirileri temin etmek ve tek tek incelemek olmuştur.
Bu çevirileri teker teker inceleyen ve üzerlerinde çalışmalar yapan Mustafa Kemal gerçekten din hocalarını dahi hayrete düşüren bir mükemmellikte,çevirideki yapılan hataları tespit etmiştir.
Ve oluşturulan heyet ******’ün yapmış olduğu tespitleri değerlendirerek haklı bulmuştur.
Heyetin gözünden kaçan bu ayrıntıları bulabilecek kadar ******’ün İslam’a ne kadar vakıf bir insan olduğu buradan da sanırım anlaşılmaktadır.
****** getirilen bütün yabancı Kuran tercümeleri inceledikten sonra inanmıştır ki bu tercümelerle bu iş olmayacak,Türkçe’ye kendi alimlerin çevirmesi daha uygun olacaktır.
Bu sebeple de hemen Diyanet İşleri başkanı ve kurulan bir heyetle Kur’an tercümesi ve sağlam bütün hadislerin bir arada toplanacağı bir çalışma yapılması emrini vermiştir.
Bizzat da kendisi bu konuyla yakından ilgilenmiştir.
İsmail Hakkı İzmirli,Mehmet Akif Ersoy çalışmalara başlamışlardır.
Ve daha sonra bizzat Atamızın emriyle hazırlanmaya başlayan rahmetli Elmalı Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı muhteşem ve hala bugün en sağlam kaynak olarak kullandığımız dev tefsir çalışması vücuda getirilmiştir.
1924 ile 1936 yılları arasında gerçekleştirilen bu çalışma gün Türkiye’nin her tarafına ücretsiz olarak 100.000 adet bastırılarak gönderilmiştir.
Böylece Mustafa Kemal’in İslamiyet’i hurafelerden kurtarma ve sahte hocalardan dinimizi kurtarma konusunda önemli bir adıma imza attığını sanırım görebiliriz.Buna paralel olarak Diyanetten de kaliteli,aydın ve İslam’a vakıf din adamları yetiştirmeyi de çok önemsediğini söyleyebiliriz.
****** 7 Şubat 1923 yılında Balıkesir’de o muhteşem Cuma Hutbesinde ilk defa hutbeyi Türkçe okuyarak Türk Milletine İslam’ı daha iyi anlama noktasında değer verdiğini göstermiştir.
O camilerin ne kadar önemli bir toplanma ve Milli Birliğe destek mahiyetinde bir konumda olduğunu iyi biliyordu.


Mustafa Kemal ******,Türk Milletinin bir değeridir.
Yıllarca ona iftira,hakaret ve karalama edenlerin de sepleri bellidir.
Onu yıllarca dinsiz göstermeye çalışanlara ve onu kullanarak dinsizlik yapanlara buradan diyoruz ki siz Türk değilsiniz ve Türk olmadığınız gibi de Müslüman da değilsiniz.
O'na sahip çıkmaya,dualarımızda her zaman hatırlamaya ve sonsuza kadar da adını büyük Türk Milletinin kalbinde bir ışık gibi tutmaya çalışmak görevimizdir.
Mekanı Cennet Olsun.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
iSTiKLâL
BalaKurt
BalaKurt
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 45
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 19/05/19
Yaş Yaş : 98
Nerden Nerden : Türkiye
İş-Meslek İş-Meslek : *
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 08/05/09

MesajKonu: Geri: ATATÜRK VE İSLAMİYET   Çarş. 13 Mayıs 2009 - 22:36




Mustafa Kemal ******'ün 07 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir Zagnos Paşa Camii'nde vermiş olduğu hutbenin metni.

Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçkleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur'an'daki mânası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunarı arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak'tır.

Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber'in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevab kazanacağımı ümit ediyorum. Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.

Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir. Efendiler, hutbe demek topluma hitabetmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur.

Hutbe denildiği zaman bundan birtakım kavram ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber'in hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek, dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek Peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır, o günün askeri, idâri, mâli ve siyasi, sosyal konularıdır. İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri gerilemeye başlayınca, Cenabı Peygamber'in ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lâzımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması! Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması ve onların da bugünün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi, Halife ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur etmek içindi. Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, ikiyüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisi'nde söylediğim bir nutukta demiştim ki "Minberler halkın akılları, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur." Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları hergün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.

07 Şubat 1923 BALIKESİR - Zagnos Paşa Camii
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
iSTiKLâL
BalaKurt
BalaKurt
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 45
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 19/05/19
Yaş Yaş : 98
Nerden Nerden : Türkiye
İş-Meslek İş-Meslek : *
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 08/05/09

MesajKonu: Geri: ATATÜRK VE İSLAMİYET   Çarş. 13 Mayıs 2009 - 22:37

"Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum." (1924)

"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (******´ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)

"Allah birdir, şanı büyüktür. Allah´ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran´daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (******´ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)

"Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam´ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (******"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)

"Düşmanlarımız, bizi dinin etkisi altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklamamızı ve çöküşümüzü buna bağlıyorlar; bu bir hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah´ın emrettiği şey, Müslüman erkekle, Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak zorundadır. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kuralla bağlanmış zannettiğimiz şey yoktur. Türk sosyal yaşantısında kadınlar bilimsel yönden eğitim ve öğretim görmekte ve diğer konularda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir." (******´ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s.86)

"Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun´i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız." (****** ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)

"******´ün kız kardeşi Makbule Hanım´la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca ****** kız kardeşine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme"der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi." (Din Toplum ve Kemal ******, Ercüment Demirer, s.10)

"Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır." buyururlardı. ******, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi." (****** ve Din Eğitimi - Ahmet Gürtaş - Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)



TBMM CUMA NAMAZINDAN SONRA KUR-AN'LAR OKUNARAK AÇILMADI MI???
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
iSTiKLâL
BalaKurt
BalaKurt
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 45
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 19/05/19
Yaş Yaş : 98
Nerden Nerden : Türkiye
İş-Meslek İş-Meslek : *
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 08/05/09

MesajKonu: Geri: ATATÜRK VE İSLAMİYET   Çarş. 13 Mayıs 2009 - 22:38

******’ün Meclisi Açış Telgrafı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış tarihi ön görüşmelerde 22 Nisan 1920 olarak kararlaştırılır. Heyeti Temsiliye Reisi Mustafa Kemal ****** bu tarihin, 23 Nisan 1920 Cuma gününe alınması ile ilgili aşağıdaki telgrafı yayınlar.


[b]Telgraf :
Çok İvedi

- Allah’ın lütfuyla Nisan’ın 23’ncü Cuma günü, Cuma Namazı’ndan sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

- Vatanın istiklali, yüce hilafet ve saltanat makamının kurtarılması gibi en önemli ve hayati görevleri yapacak olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü Cuma’ya rastlatmakla, o günün kutsallığından yararlanılacak ve bütün sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Veli Camii Şerifi’nde Cuma namazı kılınarak Kur’an’ın ve namazın nurlarından da feyz alınacaktır. Namazdan sonra Sakal-ı Şerif ve Sancak-ı Şerif alınarak Meclis’in toplanacağı yere gidilecektir. Meclis’e girmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. Bu merasimde Camii Şerif’ten başlayarak Meclis binasına kadar Kolordu Komutanlığı’nca askeri birliklerle özel tören düzeni alınacaktır.

- Açılış gününün kutsallığını belirtmek için bugünden başlayarak vilayet merkezinde Vali Beyefendi’nin düzenleyeceği şekilde hatim indirilmeye ve Buhari Şerif okunmaya başlanacak ve hatm-i Şerif’in son kısımları uğur getirsin diye Cuma günü namazdan sonra Meclis’in toplanacağı yerin önünde tamamlanacaktır.

- Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde bugünden itibaren aynı şekilde Hatm-i Şerifler indirilmesine ve Buhari Şerif okunmasına başlanarak Cuma günü ezandan önce minarelerde sala verilecek, hutbe okunurken halifemiz, padişahımız efendimiz hazretlerinin mübarek adları anılırken, padişah efendimizin yüce varlıklarının şanlı ülkesinin ve bütün tebaasının bir an önce kurtulmaları ve saadete kavuşmaları için ayrıca dua okunacak ve Cuma namazının kılınmasından sonra da hatim tamamlanarak yüce hilafet ve saltanat makamı ile bütün vatan topraklarının kurtuluşu için girişilen milli mücadelenin önemini ve kutsallığını, milletin her bir ferdinin kendi vekillerinden meydana gelmiş olan bu Büyük Millet Meclisi’nin vereceği vatani görevleri yapmaya mecbur olduğunu anlatan vaazlar verilecektir. Daha sonra halife ve padişahımızın din ve devletimizin vatan ve milletimizin kurtuluşu, selameti ve istiklali için dua edilecektir. Bu dini ve vatani merasim yapıldıktan ve camilerden çıkıldıktan sonra, Osmanlı vilayetlerinin her tarafından hükümet konağına gelinerek Meclis’in açılmasından dolayı resmi tebrikler yapılacaktır. Her hafta Cuma namazından önce uygun şekilde Mevlid-i Şerif okunacaktır
.
(******’ün Bütün Eserleri C.7, S.344,345)

Mustafa Kemal
21 Nisan 1920
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
iSTiKLâL
BalaKurt
BalaKurt
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 45
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 19/05/19
Yaş Yaş : 98
Nerden Nerden : Türkiye
İş-Meslek İş-Meslek : *
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 08/05/09

MesajKonu: Geri: ATATÜRK VE İSLAMİYET   Çarş. 13 Mayıs 2009 - 22:39

******, "Peygamber'e Saygı" Kartpostalı Hazırlatmış

Araştırmacı Tarihçi Cezmi Yurtsever, ******'ün Adana ziyaretinde çektirdiği fotoğraflardan birini kartpostal yaptırdığını, üzerine de 'Bir gaza ettik ki hoşnud eyledik peygamberi' şeklinde not yazdırdığını söyledi.


Yurtsever Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde açtığı "Tarihin Yolcuları" konulu fotoğraf sergisi açtı. Serginin açılışında bir konuşma yapan Yurtsever, Mustafa Kemal ******'ün 1. Dünya Savaşı'nın sona ermesi üzerine Kasım 1918'de Adana'ya geldiğini belirterek, burada kaldığı 10 günlük süre içinde Yıldırım Orduları kumandanlık görevini devraldığını hatırlattı. ******'ün Adana'da kaldığı günlerde ordu kumandanı olmanın hatırasını ebedileştirmek için resmi kıyafetiyle fotoğraflar çektirdiğini ifade eden Yurtsever, "Fotoğrafın birinde Mustafa Kemal hasır sandalyede otururken ayakta duran yaverlerinden Salih Bozok ve Cevat Abbas görülmektedir. Göğsünde madalyalar da olduğu halde çektirdiği fotoğrafın birisinden de kartpostal yaptırdı. Aynı kartpostalın alt kısmına 'Bir gaza ettik ki hoşnud eyledik peygamberi' yazdırarak İslam Peygamberi Hz. Muhammed 'e(s.a.v) olan saygı ve bağlılığını belirtmiş oldu." dedi.

******'ün, Kurtuluş Savaşı ve 1. Dünya Savaşı'nda askerlere karşı yaptığı konuşmalarda dine saygısını ifade ettiğini ve Kurtuluş Savaşı'nın sona ermesinden sonra cumhuriyet rejimini ilan etmeyi planladığını kaydeden Yurtsever, "****** öncelikle halkın bu konudaki duygularını öğrenmek istiyordu. 15 Mart 1923 Perşembe günü Adana'ya geldi. Ertesi cuma sabahleyin Adana Kolordu binasını ziyaret etti. Kumandanlar ile birlikte sözleşerek öğle üzeri kendisini görmeye gelen halk ile aynı ortamda bulunmak için otomobiliyle Adana Ulu Camii'ne hareket etti. Caminin giriş kapısında kumandan halk ile buluştu. Kısa süren konuşması esnasında cami kapısındaki halini gösterir fotoğraf çektirdi. Ve arkasından da caminin içine girerek Cuma namazını kıldı. ******'ün Adana'da çektirdiği fotoğraflara bakarak onun halkının inanç ve kültürü ile barışık bir lider olduğu söylenebilir." diye konuştu.

millethaber.[/b]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Avşar Beyi

avatar

Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 244
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 29/10/23
Yaş Yaş : 94
Nerden Nerden : Kayseri
İş-Meslek İş-Meslek : Eğitimci
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ATATÜRK VE İSLAMİYET   Çarş. 13 Mayıs 2009 - 23:38

İstiklal, böylesine güzel konuları bizimle paylaştığın için teşekkür ediyorum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ATATÜRK VE İSLAMİYET
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ******'ten Anılar...
» DÜNYAYA YENİDEN GELSEYDİNİZ KİM OLMAK İSTERDİNİZ
» İsmet İnönü Hakkında Bilinmeyenler
» RÜYA TABİRLERİ (İSLAMİ)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
UlkuGulu.Hareket-Forum.Net :: Yolumuzu Aydınlatanlar :: Mustafa Kemal (ATA-TÜRK)-
Buraya geçin: